İçeriğe geç

Sepet

Sepetiniz boş

“Her İnsanın Gördüğü ve Hissettiği Şey Çok Farklı”: Burak Beceren ile Röportaj
Sanatçı

“Her İnsanın Gördüğü ve Hissettiği Şey Çok Farklı”: Burak Beceren ile Röportaj

Burak Beceren’in üretimi, grafik tasarım ile illüstrasyon arasında gelişen ve zaman içinde kişisel bir görsel dile dönüşen bir çizgide ilerliyor. Üniversite yıllarından beri bu iki alanı bir araya getirebilecek bir ifade biçimi arayan sanatçı için belirleyici kırılmalardan biri, “Geleceğe Dönüş” filmi için hazırladığı kişisel bir fan art poster projesi oluyor. Bu süreçte aldığı sadeleştirme kararları, zamanla plansız ve spontane biçimde olgunlaşarak hem stilinin hem de kariyer yönünün değişmesine zemin hazırlıyor.

1984 İstanbul doğumlu Beceren, 2006–2012 yılları arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nde tam burslu olarak lisans eğitimini tamamladı. Eğitim hayatı boyunca çeşitli dergiler için illüstrasyonlar üretti, sosyal sorumluluk projeleri ve karma sergilerde yer aldı; çalışmalarının bir bölümü IdN World, Behance ve OFFF gibi mecralarda yayımlandı. Mezuniyetinin ardından yaklaşık beş yıl reklam ajanslarında sanat yönetmenliği yapan sanatçı, 2014’ten itibaren bağımsız çalışmaya yöneldi. 2016’da kurulan Krüw ve 2023’te kurulan Toyart.ist kolektiflerinin de parçası olan Beceren, İstanbul’da bağımsız sanatçı ve illüstratör olarak üretimini sürdürüyor.

Kariyerin boyunca sanat üretim yönünü değiştirmene/dönüştürmene sebep olan bir deneyim yaşadın mı?

Kariyerimin bir grafik tasarımcı / art director’dan biraz daha sanatçı ve illüstratöre dönmesini sağlayan bir kişisel proje oldu. “Geleceğe Dönüş” filmi için, filmin gelecekte geçtiği 21 Ekim 2015 tarihinde yayımlayacağım bir fan art poster yapmak istemiştim. Ama çizilecek o kadar çok sahne vardı ki yetiştirebilmem için bazı kararlar alıp stili biraz sadeleştirmem gerektiğini düşünmüştüm.

O aldığım kararların sonucunda yaptığım ilk skeçleri gördüğümde, “EVREKAA!” diye bağırarak hamamdan fırlayan Archimedes’i aratmayacak bir sevinç ve mutluluk yaşamıştım. Zira üniversite hayatım boyunca yapmayı denediğim, grafik tasarım ve illüstrasyonu bir potada eritebilen bir stil arayışım vardı ve beni tatmin eden sonuç o an önümde duruyordu.

Üzerine gittikçe de stil, plansız ve spontane şekilde olgunlaşmaya ve daha da kişiselleşmeye başladı. Bu, aynı oranda kariyerimin yönünü de değiştirdi.

Tekrar ettiğin ve sana iyi gelen o pratik?

Aslında sürekli tekrar ettiğim ve bana iyi gelen, düzenli yaptığım bir pratiğim yok. Stilimin içindeki görsel kararların devamlılığı dışında yani. Ama onu da bir pratik sayamam artık. Belki düzenli olarak eskizler, doodle’lar, skeçler yapmayı diyebilirim. En devamlılığı olan alışkanlığım bu sanırım.

Üretirken fazla kişisel, riskli ya da yanlış anlaşılmaya açık bulduğun için sergilemekten çekindiğin işler oluyor mu? Böyle anlarda eseri değiştirir, bir süre saklar ya da olduğu hâliyle paylaşır mısın?

Çok fazla oluyor. Bu biraz otosansür gibi. İnsanlar eskiye oranla daha tahammülsüz ve bazen bir şakayı bile çok daha fazla ciddiye alıyor ve ona anlamlar yüklüyorlar. İşleri değiştirmiyorum ama yapıp kendime sakladığım oluyor. Bazılarını yakın çevremle paylaşıyorum, bazıları fikir aşamasında notlarımın içinde kalıyor. Çekeceği tepkilerden ya da eleştirilerden çekindiğimden değil ama artık insanlarla uğraşacak, kendimi açıklayacak enerjim yok. Ben de bu konuda zamanla tahammülsüzleşmiş olabilirim. :)

İzleyici ile nasıl bir ilişkin var? İşinin izleyenler üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu umuyorsun?

İzleyiciler ile yüz yüze sohbet etme fırsatımız olduğunda ben çok meraklı sorular sorabiliyorum. Çünkü her insanın gördüğü ve hissettiği şey, kurduğu bağ çok farklı olabiliyor. Kimisi arkasındaki fikirle ilgilenirken, kimisi sadece görsel olarak beğenebiliyor. Onlara neden çekici geldiğini epeyce merak ediyorum. Ama benim bir beklentim yok. Özellikle iş benden çıktıktan sonra kiminle nasıl ilişki kurabileceğine müdahale etmek istemem. Yanlış anlayanın dahi o kurduğu bağın, anladığı hâliyle kalması beni rahatsız etmez.

MoHA’daki dijital hediye kartı sayesinde, altın fiyatlarının düğün takısını neredeyse yatırım kararına dönüştürdüğü bir dönemde, yeni evli bir çifte evleri için seçebilecekleri üç aylık bir sanat deneyimi hediye edilmesi fikrine nasıl bakıyorsun?

Doğum gününde gelen kitap hediyesine bile sevinmiş gibi yapamayan bir millet olduğumuzdan, düğünden gelecek beklentileri üzerine matematiksel hesap yapan bir çifti hayal kırıklığına uğratabilir. Ama sanatsever bir çifti kesinlikle mutlu edeceğini düşünüyorum. :)