İçeriğe geç

Sepet

Sepetiniz boş

“Bir Sanat Eserine Baktığımızda Gördüğümüz, Bizim Hikâyemizdir”: Özge Tezgör ile Röportaj
Sanatçı

“Bir Sanat Eserine Baktığımızda Gördüğümüz, Bizim Hikâyemizdir”: Özge Tezgör ile Röportaj

Özge Tezgör’ün üretimi, belirli bir tema ya da anlatıdan çok hislerin izini sürüyor. Gerçekte var olmayan ve o anki duygularına göre şekillenen figürler yaratan sanatçı, görünmeyen ve bastırılmış hisleri çocuksu bir anlatım üzerinden resimlerine taşıyor. Figürlerinde öne çıkan büyük gözler, duyguların dışavurumunda belirleyici bir yer tutarken; Tezgör, eserlerinde tek bir hikâye sunmak yerine izleyicinin kendi deneyimiyle ilişki kurabileceği bir alan açıyor.

1982 Bursa doğumlu sanatçı, lisans eğitimini Uludağ Üniversitesi Matematik & İktisat, yüksek lisans eğitimini ise Uludağ Üniversitesi Matematik bölümünde tamamladı. 1988 yılından itibaren sanat atölyelerinde resim çalışmalarını sürdüren Tezgör, çalışmalarını güzel sanatlar fakültelerinin sanat eğitim programlarıyla destekledi. 1996 yılında ilk kişisel filografi sergisini açan sanatçı; İstanbul, Bodrum ve Bursa’da 22 karma ve 6 solo sergiye katıldı, 2022 yılında ise “UKDE” isimli ilk kişisel resim sergisini gerçekleştirdi.

Sanatsal kariyerindeki belirleyici bir anı?

Sanat kariyerimdeki en önemli dönüm noktalarından biri, 2022 yılında gerçekleştirdiğim “Erişkinlik ve Sorumluluk Üzerine: Sanat ile Psikoterapi” atölye çalışması oldu. Bu çalışma sayesinde sanatın yalnızca estetik bir ifade aracı olmadığını, aynı zamanda bireyin kendini keşfetmesine ve psikolojik farkındalığını geliştirmesine katkı sağlayan güçlü bir yöntem olduğunu deneyimledim. Sanatın iyileştirici gücünü daha yakından hissetmemi sağladı.

Sanatınla anlatmaya çalıştığın nedir?

Resim yaparken belirli bir tema ya da konuya odaklanmaktan ziyade hissettiklerime odaklanıyorum. Eserlerime insana dair görünmeyen duyguları ve bastırılmış hisleri yansıtmaya çalışıyorum. Bunu çocuksu figürlerle anlatıyorum çünkü en masum ve temiz hislerimizin, gerçek benliğimizin çocukluk dönemlerimize ait olduğunu düşünüyorum.

Sanatınla izleyicide ne tür duygular uyandırmak istiyorsun?

En çok kendilerinden bir şey bulmalarını istiyorum. Bu sebeple eserlerin bende uyandırdığı hikâyeleri anlatmıyorum. Baktıklarında kendi hikâyelerini görsünler istiyorum.

Neşe uyandıran bir eşyan var mı?

Peluş oyuncaklarımın tamamı bende neşe uyandırıyor.

MoHA’daki çerçeveleme, asım, panel ve kaide gibi sergileme çözümleri arasından bir eserine alışılmışın dışında bir sunum seçebilseydin, nasıl bir düzenleme yapardın?

Sanal gerçeklik gözlüğüyle izleyicilerin kendilerini eserlerimdeki dünyanın içinde görebilmelerini ve o masalı yaşayabilmelerini isterdim.